I Amsterdam :)

Geçen hafta bir anda geliştirdiğim 4 günlük bir organizasyonumda ilk durak Brüksel, sonrasında Rotterdam&Amsterdam ve kapanış güzergahı olarak da Köln&Düsseldorf 'u ziyaret edip İstanbul'a dönüş yaptım. Dönüşü sadece bedenen yaptığım net, buraya yeni ışınlanmış bir uzaylı gibi algılıyorum etrafı :) Hepinizin aşina olduğu bir durumdayım; tatil sonrası sendromu ...
 
I AMSTERDAM ;)



Yazılarıma gezi destinasyonlarımdan Amsterdam ile başlayacağım. Burada birey olduğunuzu hissediyorsunuz. Herkes sistemden eşit haklarla yararlanıyor. Her yerde bisikletler,bisiklet parkları var. Trafik lambalarındaki bisiklet işaretleri de hemen ilginizi çekecek. Bunca insanın araba kullanmak yerine bisikleti tercih etmesi harika. Çocuklar okula bisikletleriyle gidiyor. Anneler,babalar işlerine bisikletleriyle gidiyor. Devlet adamlarının bile bisikletleriyle işe gittiğini biliyoruz. Bizimkiler gibi kendi aracı hariç 2 koruma aracı, birkaç motorsikletli polis, birde trafiği altüst edip vatandaşı hiçe sayma çabaları yok.


Amsterdam ve Bisikletleri ..
Vaktinizin bir kısmında kanallarında tekne turu yapmalısınız. Şehirdeki yaşam, tarihi mimari yapısı hakkında bilginiz olur, görsel şölen yaşarsınız.
 
Museumplein'de birçok müze alternatifiniz var. Ben Rijksmuseum Amsterdam  ile başladım, günü ve müzeyi kapattım :) Bu müze Hollanda'nın Ulusal Müzesi'dir. 1800 yılında kurulmuş, şimdiki binası 1876'da yapılmaya başlanmış. Pierre Cuypers tarafından tasarlanmış. Gotik mimari ve rönesans öğeleri içermekte. İçerisinde sanat,zanaat ve tarih alanlarında parçalar sergilenmekte. Beni ise Hollanda Altın Çağı'na ait tablolar büyüledi. Rembrant, Johannes Wermeer, Jacob van Ruysdael, Frans Hals, Jan Steen tablolarını gördüğünüzde, incelediğinizde sizde aynı duyguyu yaşayacaksınız. Tablolarda tasvir edilen karakterler en ince ayrıntısına kadar tasvir edilmiş. Sanki kulağınıza birşeyler fısıldayacak gibiler. Sanatçıların yetenekleri büyüleyici, halen etkilerindeyim!
 
 

 
 
 
Nerede hayvan sevgisi olan birini görsem duygulanıp, sarılasım geliyor. Ben kesinlikle şu söze inanıyorum "Hayvan sevmeyen, insan sevemez"! Dolasıyla bu harika  tabloyu da görünce döneminin zarif konteslerinden bu hanım ile fotoğraf çekildim. Kıyafetindeki dantel ve takı detayları da çok şık :)



 

 
Heineken Experience Amsterdam'a da uğrayın derim. Biranın yapımına dair tüm evrelerin içinde oluyorsunuz. Hatta bir görsel showda sizi, bira şişeleri yerine koyup tek hizaya girmeniz için hafif hafif sallıyorlar, sonra ekranda biranın evlerelerinde bira köpüğü oluştuğunda yukarıdan başınıza köpükler püskürtüyorlar. Ne oluyor deyip, kavrayıp, keyfini çıkarırken show bitiyor :) Showdan sonraki güzergahınızda farklı biralar tadabilir, kendi biranızı imal edebilir, sevdiklerinize özel notlu bira şişeleri yapabilirsiniz. Diğer bir alternatifiniz de biranızı içerken Heineken Ponnyleri eşliğinde şehir turu atmak.

Mehtap'lı Gecelerde :)

Amsterdam'ın olmazsa olmazlarından biri de The Bulldog Cafe'dir. Özgürlük sembollerinden biri olan bu cafede doğal özelliklerdeki  otsal deneyimler yaşanabilir. Özendirici olmaması için detaylara girmiyorum. İlgi duyan arkadaşlarım araştırabilir. Ancak modunuz kötüyse deneyimlemeyin benden size tavsiye!



Amsterdam'ın tadılmadan yada alınmadan dönülmeyecek lezzetleri arasında peynirleri var. Sırf peynir üzerine çalışan dükkanlarında değişik aromalı peynirleri tatma şansınızı kullanın. Hollanda'nın en meşhur peyniri Gouda'dır. Benim favorim de dışı kırmızı mumlu bir korucuyla kaplanan Baby Gouda. Ancak bu gidişimde pesto tadında bir peynir çeşidi denedim. Bayıldımmmm ..
 
Tüm peynirler uçuşa hazır :)


Balık konusunda da çok iyiler. Öğlen take away tarzında satış yapanlardan balıklarını tadabilirsiniz.Özellikle somon mi- kem- meelll :) Kızarmış balıklarınıza toz baharat atıyorum derlerse hiç itiraz etmeyin! Lezzetlerine lezzet katıyor ..

Sosları deneyin!
Tütsülenmiş balıklar ve biizz :)
                       
Bence bir ülkeyi/ şehri en güzel keşfetme ve tanıma şekli takıntılarınızdan uzakta, sokaklarında kaybolmak, güncel hayatlarıyla ve insanlarıyla akışta kalmaktır. Yani X bir ülkeye, şehre gittiğinizde orada bile Türk restorantı bulmaya çalışmayın arkadaşlar. Zaten hayatınız boyunca kaç kez bu şehirleri ziyaret edip, soluyabileceksiniz ki ?! Bırakın şehir/ülke sizi sarıp sarmalasın ...

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Yüzün gülüyor gezentim.........
bende gördükçe mutlu oluyorum. Ne mutlu sana!
yapasım var bu turu zaten.
Martı

naz dedi ki...

Vayyyy, cidden şahanesiniz Mehtap Hanım. Durmak yok yola devam :)

Mehtap Uşun dedi ki...

Çok şükür, gülüyor Martı Hanımcığım ...
Teşekkür ederim. Hepimiz bizi mutlu eden aktivitelerle uğraşıp,mutlu olalım. Sevgilerle ...

Mehtap Uşun dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.

Yorum Gönder