Gahwah zamanı ;)

Bu yılki ilk yazımı müptelası olduğum bir içecek olan "kahve" üzerine yazmaya karar verdim. Öncelikle kahvenin tarihçesine baktım. Yazılı bir başlangıç tarihi yok. Dilden dile dolaşan bir hikayesi var; Etiyopya'nın yüksek yerlerinde keçilerini gezdiren bir çoban, hayvanlarından bazılarının koyu yapraklı bir ağacın kırmızı meyvelerini yediğini ve bu meyveyi yiyenlerin çok enerjik olduğunu gözlemler. Sonra kendisi de bu meyvelerden yer ve aynı enerjiyi deneyimler. Veee kahvenin yolculuğu başlar.

40 yıllık hatırı var!
"Kahve" ismi, Arapça keyif veren içecek anlamına gelen "gahwah" sözcüğünden çıkmış. Başlarda taş değirmenlerde ezilerek ekmek benzeri yiyecek haline getirilen kahve tohumları, ilk defa 1300'lü yıllarda Arap yarımadasında öğütülüp sıcak suya karıştırılarak içecek olarak tüketilmiş.

Türklerin Avrupa'ya kahve konusundaki katkılarından biri; Viyana kuşatmasını kaldırdıklarında arkalarında bıraktıkları 500 çuval kahve olmuş. Girişimci bir Polonyalı, bunlarla şehirdeki ilk kahvehaneyi açmış.


Venedikli tacirler sayesinde Avrupa'da ve tabi kendi ülkelerinde  vazgeçilmez bir tat olan kahveye, İtalyanların kattıkları değerde tartışılmaz. Capuccino, Espresso gibi kahveler için kendilerine teşekkürü bir borç bilirim :)

Bugün kahve üretiminin neredeyse tamamı Orta Amerika, Brezilya ve Güney Amerika'nın tropik bölümlerinden geliyor. Dünyanın en büyük kahve üreticisi hepinizin tahmin ettiği gibi Brezilya.

Günümüzde ticari metaa olarak kahveye olan talep, petrol ürünlerinden sonra ikinci sırada. Sizleri de şaşırttı değil mi? Aslında pek şaşırmamak lazım. Sonuçta gittiğimiz her yerde ihtiyaç duyduğumuz lezzetlerden biri.


İzmir-Kordon/Arma Cafe
 
Gelibolu-Hamzakoy Plajı
Kahve denilince benim için Türk Kahvesi'nin yeri her zaman ayrı. Arkadaşlarımla yaptığım sohbetlerde, kendime gelme ya da kendimle kalma zamanlarımda, seyyahlıklarımda her daim bana eşlik eder. Kısa süreli ayrı kalsak bile özlerim kendisini. Özlemlerime dair ufak bir anım aklıma geldi. Dubrovnik-Bosna seyahatimde, otobüs ile Mostar'a giderken rehber arkadaşa sorduğum ilk soru "Sonunda Türk Kahvesi içebileceğiz değil mi?" idi :)

1901 yılında Japon Dr.Kato suda çözülebilen ilk kahveyi bulmuş. 1938 yılında da Nestle şirketi instant kahve adını verdiğimiz bu kahvenin pazarlaması konusunda girişimde bulunmuş. Sonrasında bazı evlerde kavrulmuş kahvenin yerini hazır ürünler almış. Bizim evde istedikleri pazarı yakalayamadıkları kesin :)
 
Kahve üzerine konuşulacak daha birçok konu var. Ancak ben yazımı bol köpüklü, hoş muhabbetli, keyif kahvem için noktalıyorum. Sizlere de koyu sohbetli, bol kahkalı, ferah kahveler diliyorum efendim ..

3 yorum:

Adsız dedi ki...

KOKUSUNU İÇİMİNDEN ZİYADE KEYF VERİCİ BULDUĞUM BU NİMETTEN ÖMÜR BOYU ARZU ETTİKÇE İÇME FIRSATIMIZ OLSUN DİLERİM.
BULANI BİLEMEM AMA
GÖNÜL BİR DOST İSTER KAHVE BAHANE DİYENİN DE DİLİNE SAĞLIK CANCAĞIZIM.
SEVGİLER SICACIK KAHVENİN KÖPÜĞÜ OLSUN...............

naz dedi ki...

Offff Mehtap Hanım, öyle güzel anlatmışsınız ki canım kahve çekti :)

Özgür Medya dedi ki...

Çok iyi ya gezmesiğin yer kalmamiş :))

Yorum Gönder